oradan buradan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oradan buradan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2012 Cumartesi

DÜNYAYA NELER OLUYOR ?



Geçtiğimiz Perşembe gecesi İstanbul başta olmak üzere bazı şehirlerde gökyüzünden gelen tuhaf sesler duyulmuş.O saatlerde bir şeylerle uğraşanlar sesin farkına varmamışlar ancak tesadüfen yakalayanlar bu sesleri işitmiş.Duyanlar sesin sirene benzediğini, belirli aralıklarla tekrarladığını ve çok kuvvetli olduğunu söylüyorlar.Sesin en net duyulduğu yerler ise İstanbul Anadolu Yakası ve İzmir.

 
İstanbul’da yaşayan biri olarak bu olaya şahsen şahit olmadım.Ertesi gün internette dolaşırken farkına vardım.Konu ile ilgili biraz araştırma yapınca bunun ilk defa yaşanmadığını ve dünyanın bir çok bölgesinde buna benzer olayların meydana geldiğini öğrendim.Youtube’da dolanarak gökyüzünden gelen korkutucu seslerin bir çok ülkede kaydedilmiş kayıtlarını görme şansım oldu (izlediklerim fake değildi, bazıları haber bültenlerinde kullanılmış.Aşağıda bir tanesini paylaştım.).Bunların arasında en meşhur olanı, aynı zamanda basında da yer bulan Kiev’deki kayıttı.Daha önce hiç duyulmamış bir gürültü, belirli aralıklarla dehşet verici bir şekilde sürmekteydi.Bu videodaki sesleri dinleyip de rahatsız olmamak mümkün değildi.


 
 
Aslında dünyada bu seslerin dışında da bir çok garip olay meydana geliyor.Mevsimlerdeki beklenmedik değişimler, alışılmadık doğal felaketler ve anlaşılamayan hayvan ölümleri bunlardan sadece bir kaçı.Normal olmayan tüm bu olayların nedenleri, bilimadamları ve üst makamlar tarafından genelde “bilinmiyor” denilerek geçilmekte.Toplumlar bir türlü aydınlatılamıyor.Dünya üzerine bu anlamda bir gizem çökmüş durumda ve insanlar onları neyin beklediğinden habersiz şekilde yaşamaya devam ediyorlar.

 
Ancak kazın ayağı öyle değil.Yani bilinmeyen bir şey yok, her şeyin bir nedeni var.Konu ile ilgili daha derine inip araştırma yaptığınızda dünyadaki gücü elinde bulunduran toplumların gizli ve hiç de hoş olmayan planlarına şahit oluyorsunuz.Dünya üzerinde oynanacak oyunların ve bir dolu projenin varlığını keşfediyorsunuz.Normal insanların –buna hepimiz dahiliz- bu oyunların içindeki cahil piyonlardan başka bir şey olmadığını fark ediyorsunuz.Her şey biliniyor fakat bizlere açıklanmıyor.


Dünya üzerinde denenen bu projelerden biri HAARP Teknolojisi ile ilgili.”High Frequency Active Auroral Research Program”ın kısaltması olan ve işleyişinde atmosfer katmanlarından yararlanan HAARP, aslında bir çok güzel amaç için kullanılmakta.Uzak mesafedeki gemi ve denizaltılarla haberleşmenin kolaylaştırılması, düşman iletişiminin kesilmesi ve doğanın bilimsel olarak daha derinlemesine incelenmesi gibi önemli projelerde rol oynuyor.Ancak böyle faydalı özelliklerinin yanında endişe verici güçleri de var.Deprem yaratma, iklimleri değiştirme, insan beynini kontrol edebilme, önemli cihazları mesafe tanımaksızın etkisiz hale getirme gibi güçler bunlardan sadece bazıları.


 
 
Bu projelerden diğeri ve daha korkutucu olanı ise “Project Blue Beam”.NASA’nın üzerinde çalıştığına inanılan bu proje tamamen hologram teknolojisi üzerine yoğunlaşmış.Teori şu: HAARP ile dünya üzerinde meydana getirilecek depremler sonucunda çok eskiye dayanan ve dinlerin aslında yanlış anlaşıldığını ortaya koyan bir takım belgeler ortaya çıkacak.Bu yanlış anlaşılma durumu yan olaylarla toplumlara alttan alttan dayatılacak (bunu Hollywood üzerinden bazı bilim-kurgu filmleri ile çok önceden yapmaya başladılar bile.).Zamanı geldiğinde de çok gelişmiş ve inandırıcı bir hologram teknolojisi kullanılarak sanal bir uzaylı saldırısı başlatılacak.Projenin daha ilerisinde yine hologram tekniği ile yaratılan dinsel figürler ( Hz. İsa, Buddha), o dine mensup insanlarla temasa geçirilecek.Bu dinsel figürler, bilinç altı tarafından algılanabilecek bir frekansta yayın yapabilen hologram teknolojisi sayesinde direk kişinin kafasının içine konuşabilecek.Bu şekilde dış tehditlere karşı tek bir din ve düzen altında toplanma çağrısı yapılacak.Ve en sonunda uzun zamandır planlanan “Yeni Dünya Düzeni” Projesi, yeni bir din ve tanrı ile hayata geçirilmiş olacak.Endişe verici değil mi?

 
Tabi ki bunların hepsi birer komplo teorisi ancak çok uzun zamandır konuşulmakta.Şu bir gerçek; dünya üzerinde meydana gelen garip olayların hiçbiri bilinmedik değil.Büyük güçler dünya üzerinde bir takım deneyler yapmaktalar ve bunlar hayvan ölümleri, iklim değişimleri ve doğal felaketlerdeki artış olarak ortaya çıkıyor.Biz evimizde kahvemizi yudumlarken bir yerlerde farkında olmadığımız bir çok şey dönüyor.Dünyaya bir şeyler oluyor ve biz hiçbirini bilmiyoruz.En acı olanı da bilsek bile hiçbir şey yapamıyor ve yapamayacak olmamız.

 

14 Nisan 2012 Cumartesi

MACERA TÜNELİ SERİSİ



Kitap okumanın çok sevilmediği bir ülkede yaşıyor olmamıza rağmen hiç kimse okumanın faydalarını göz ardı edemez.Okuma alışkanlığı her canlının sahip olması gereken bir özelliktir bence.Öyle kitabın türü mürü de olmaz,hepsi hayal gücünü ve yaratılığı geliştirir,kişisel gelişime yardımcı olur.Birbirinden değerleri binlerce eserin herhangi birini diğerinden ayıramayız.Ancak bu eserler arasında biri var ki laf arasında adı geçtiğinde özellikle 90’larda yaşayanlar için akan sular durur.Tarzıyla şu ana kadar yazılmış en ilginç ve farklı kitaplar topluluğu olan Macera Tüneli serisinden bahsediyorum.

“Neydi Macera Tüneli peki? Ne farkı vardı diğerlerinden?” diye soruyordur bu kitapları bilmeyenler.Hemen anlatalım.Bu zamana kadar gördüğümüz ve okuduğumuz kitapların hepsi lineer bir anlatıma sahiptir.Yani yazarın yazmış olduğu hikayeyi olduğu gibi okuruz,olayları değiştirebilme veya bir şeyler ekleyebilme şansımız yoktur.Öyküye hiç bir şekilde dahil olamayız.Başkalarının başrollerde olduğu hikayelere tanık oluruz, hepsi başlar ve tek bir sonla biter.

İşte Macera Tüneli,çıktığı 80’lerin sonunda bu gidişata noktayı ilk koyan eserler topluluğu olmuştu.Yurtdışında “Choose Your Own Adventure" ismiyle yayınlanan eserlerin bambaşka bir anlatım ve ilerleyiş tarzı vardı.İlk defa bir kitap, okuyucusunu interaktif olarak hikayeye dahil ediyordu.Yazar başrole okuyucuyu koyuyor,ona hitap ederek yazıyordu.Okuyucu yeri geldiğinde kendi seçimlerini yapıyor ve hikaye bu seçimlere göre şekilleniyordu,aynı bir rol yapma oyunu gibi.Örnek vermem gerekirse:

“Kaçağı kovalarken bir yol ayrımına geldiniz.Sağda zemini çamurlu,bataklığa benzer bir yol gözükmekte.Solda ise tepeye doğru uzanan,koyu renk taşlarla dolu bir patika var.Kaçağa dair bir iz arıyorsunuz ancak bulamıyorsunuz.Sezgilerinize güvenip ilerlemeyi düşünüyorsunuz.

Bataklık yolunu tercih edecekseniz safya 48’e,

Patikadan devam edecekseniz sayfa 36’ya gidin” gibi.

Okuyucu benzer seçimleri üst üste yapmak durumundaydı.Seçime göre belirlenen sayfaya gidiliyor ve olaylar buna göre değişiyordu.Bu da hikayenin birden fazla sonunun olmasını sağlıyordu.İyi ve kötü sonlardan oluşan hikayelerin yer aldığı dopdolu bir macerayı tamamen siz yaşıyordunuz.Bir sonu gördükten sonra geriye dönüp diğer seçenekleri denemek mümkündü.Tüm sonları görmeye çalışmak aşırı derecede zevkliydi.En başarılı bitiş bulunana kadar bu olay devam ederdi.

Hikayeler çocuklar için yazılmış olsa da içerik olarak yetişkinlere de hitap edecek düzeydeydi diyebiliriz.Özellikle karmaşık ve ürkütücü öykülerin ağırlıkta olması bazen çocuklar için biraz fazla mı diye düşündürüyordu.Hikayeler o kadar sürükleyiciydi ki,elinizden bırakamıyor,bitirseniz bile etkisinden kurtulamıyordunuz.Açıkçası ben çok keyif alırdım.Aradan yıllar geçmesine rağmen hala çoğunu hatırlarım.


Yurtdışında 185 ayrı kitabı basılmış olmasına rağmen Türkçe’ye sadece 20 tanesi çevrildi bu serinin.Türkçe kitap listesini vereyim hemen:

1.Tibet'in Gizli Hazinesi
2.Uzay Şeytanı
3.Ufo'nun Tutsakları
4.Uzay Dışında Yolculuk
5.Bay Thrombey'i Kim Öldürdü?
6.Dikili Tasların Esrarı
7.Öldüren Gölge
8.Lanetli Şato
9.Yeraltı Krallığı
10.Tehlikeler Evi
11.Zaman Tüneli
12.Zaman Tüneline Dönuş
13.Deniz Altında Macera
14.Kara Şatonun Esrarı
15.Dünya Tehlikede
16.Süper Bilgisayar
17.İpek Kralı Kayboldu
18.Uzay Kartalı
19.Denizde Tehlike
20.Piramitteki Sır

Küçükken neredeyse tüm kitaplara sahiptim ancak taşınmaydı,şuydu,buydu derken hepsini kaybettim.Bundan ötürü de çok pişmanım.Bu seriye ait kitapları bulmak isteyenler biraz zorlanabilir.İnternetten yaptığım birkaç araştırma sonucu bazı forumlarda bu kitapları satan arkadaşlara rastladım.Sahibinden gibi sitelerde de mevcut bazıları.Siz de eğer bu serinin eserlerine ulaşmak istiyorsanız interneti biraz kurcalayın derim.

Ah nerede Macera Tüneli gibi kitaplar diyorum son olarak.90’lara dair en güzel şeylerden biriydi bu seri.Bu kadar yaratıcı kitaplar şu an niye yazılmaz anlamak zor.Hem de tam sırasıyken.Eğer hiç okumadıysanız muhakkak bir yerden bulun ve tecrübe edin.Pişman olmayacaksınız.

22 Mart 2012 Perşembe

ERKEK HİMAYESİNDEKİ KIZLAR



Kadınlar güçlü varlıklar,bunu çok önceden kabul ettik.Dişiliklerini ön plana çıkarıp istediklerini yaptırabilir,erkekleri çeşitli yollarla parmaklarında oynatabilirler.”Evet” veya “Tamam” kelimelerini duymaya alışmışlar.Ancak sert kayaya tosladıklarında bu hallerinden eser kalmıyor.Onları kontrol edebilen bir erkek çıktı mı roller değişiveriyor.Kendi hayatları farklılaştığı gibi çevreleri de bundan çok net derecede etkileniyor.

Çok samimi bir kız dostunuz,güzel de bir arkadaş grubunuz var diyelim.Yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor.O aktivite senin,bu etkinlik benim diyerek oradan oraya sürükleniyorsunuz.Çok keyifli günler geçiriyorsunuz.Ayrıca o kız dostunuzla en samimi erkek arkadaşınızla konuşmadıklarınızı bile konuşuyorsunuz.Hiç kimseyle var olamayacak kadar iyi bir bağ var aranızda.O sizi,siz de onu çok iyi tanıyorsunuz.Sizi ondan daha iyi anlayan biri daha yok.Son derece güvendiğiniz bir dostunuz.Her şey şahane gidiyor.

Ama bir gün geliyor ve pat!,kız ortadan yok oluveriyor.Neymiş,sevgili bulmuş.Vay vay vay...Tamam anladık,sevgili buldun,lafımız yok da biz niye hayatında ikinci plana atıldık diye soruyor insan.Yıllardır tanıdığınız insana ulaşamıyorsunuz.Artık orada bir duvar var.Başkası gelip yerleşiveriyor aranıza.Sanki dostunuza siz bakmışsınız,büyütmüşsünüz de elin adamı gelip hazıra konuyor.Tekeline alıyor kızı;kimseyle görüştürmüyor,sürekli yanında tutuyor.Tabi bizimki de aşk sarhoşu,kendini bulutların üzerinde sandığından yüzünde sabit ve salak bir sırıtışla leyla gibi dolanıyor etrafta.Lafından çıkmıyor,ne derse “peki” diyor.Yüzünü zaten doğru düzgün göremiyorsunuz.İki kelam etmek için yakaladığınız zamansa artık eskisi gibi olamadığınızı fark ediyorsunuz.

Oğlum sen yokken biz vardık lan.Bir hakkın varmış gibi gelip kurulmuşsun aramıza.Nereden çıktın sen anlamadım ki.Kızı bir kafese koymuşsun,yanından ayırmıyorsun.Sen yokken bizim yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.Bir geldin,pir geldin.Her şeyi berbat ettin.Senin yüzünden göremez olduk dostumuzu.Kızın da dengesini bozmuşsun zaten;sen diyor,başka bir şey demiyor.Haydi bakayım haydi.Ufak ufak voltanı al buralardan genç!

Kızım sen de hemen tüm haklarını satıvermişsin.Mal varlığını neredeyse adamın üstüne yapacaksın.Sen güçlüydün,ne oldu sana anlamadım gitti.Hemen boyun mu eğdin adamın birine? Ne derse yapar olmuşsun.Zaten görmüyorsun artık bizi,beraber paylaştığımız zamandan çalmaya başladın.Bir kendine gel,silkelen.Unutma,sevgililer gelir geçer ama dostluk baki kalır.

Neyse.Velhasılıkelam bu tarz kızlar yıllarca süren dostluğu ziyan ediveriyorlar bir er uğruna.Ne arkadaş grubu bırakıyorlar,ne bir dost.Büyülenmiş gibi adamın peşinden gidiyorlar.İlişki bitince de enkazı yine siz toplayıp tamir ediyorsunuz.Teselli için dostlarına geliyorlar yani her zamanki gibi.Ben bir erkek olarak buna kesinlikle dikkat ediyorum.Kız arkadaşım dostlarından ayrı kalmamalı,bu çok mühim bir şey.Siz siz olun sevgilinizle dostunuz arasına girmeyin.Üzülen siz olursunuz.Her şeyden önemlisi çok sevdiğiniz bir dostu kaybedebilirsiniz.

3 Mart 2012 Cumartesi

2 MİM BİR ARADA

Sürekli takip ettiğim sevgili blog yazarları sağ olsun beni mimlemişler yine.Geçen haftadan beri 2 tane mimim birikti.Şimdi hızlıca bunlara cevap vereyim.


EN SEVDİKLERİM MİMİ


Sevgili ofelya mimlemiş beni bu konuda.Bazı sorulara cevap veriyoruz.Biz de bakalım neler varmış.




En sevdiğin şeyler nelerdir,nelerden hoşlanırsın?

Tabi ki en başta sinema.Tam bir sinema aşığı olduğumu zaten bilmeyen yok.Dünya üzerinde beni bu sanat dalı kadar mutlu eden şey çok az.Sadece film izlemekle değil inceleme yapmak,fikir yazmak,oyuncu biyografileri ve sinema tarihi gibi konularla da çok ilgiliyim.Onların yeri ayrı.Bunun dışında yazmak en büyük tutkularımdan biri.Okumayı ve yazmayı söktüğümden beri yaşıtlarımın aklına gelmeyecek şekillerde yazmaya başlamış biriyim.İlk okul 2. sınıfta küçük öyküler ve çizgi romanlarla başlamıştım yazmaya.Şu anda ise bitirmeye çalıştığım romanlarım ve projelerim var.Kendimi bildim bileli yazıyorum.Blog dünyasına geç düştüm ancak daha başlamadım bile diyebilirim.

Fantastik dünyalara aşık biriyim.Fantastik edebiyat ve masaüstü rol yapma oyunları ile çok ilgiliyim.Özellikle Dragonlance (Ejderha Mızrağı) kitaplarının fanatik okuyucularındanım.Fantastik edebiyat dalında 3 kitaplık 2 seri yazmaktayım şuan.

Grafik tasarıma ilgim çok büyük.Photoshop'un yanında bazı çizim ve baskı programlarını kullanıyorum.Zamanımın bir bölümünü bunlarla ilgilenerek geçiriyorum.Onun dışında bilgisayar oyunları ve müzik vazgeçilmezlerim.İyi bir kulağa sahip olduğumu düşünüyorum.Arada söz yazıp,beste yapıyorum kendi çapımda.50’nin üzerinde böyle çalışmam var.

Kısaca bunlar deyip geçelim.

Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?

Yukarıda dediğim gibi photoshop ve çizim programlarıyla çok vakit geçiriyorum.Onun dışında oyun oynamak,film izlemek,internette dolaşıp araştırma yapmak sevdiğim şeyler.Şu sıralar ise en çok bloglarımda vakit geçirmekteyim.

En sevdiğin filmler nelerdir,izlediğin veya hafızanda kalan,kesinlikle izleyin dediğiniz filmler?

İlk önce şuradan en beğendiğim 10 filmi bir okutayım size.Bunlar arasında The Prestige’in yeri bende bambaşka.Hiçbir yapımın onun yerini alacağını sanmıyorum.Daha iyisini izlemem olanaksız gibi.Olursa da ancak Nolan başarır bunu.

Sevdiğim filmleri toptan yazarsak:The Prestige,The Dark Knight,Batman Begins,V For Vendetta,Inception,Oldboy,Schindler’s List,Donnie Darko,Fight Club,Rocky,Usual Suspects,12 Angry Men,Memento,The Machinist,Eternal Sunshine of the Spotless Mind,L.A. Confidential,Black Swan,Scarface,The Godfather,Forrest Gump,Starwars serileri,The Last Samurai,Léon,Temmuz’da,Training Day,3:10 to Yuma,Revolutionary Road,Slumdog Millionaire,The Shawshank Redemption,The Blair Witch Project,American Psycho,A Beautiful Mind,The Departed,The Italian Job,Blood Diamond,A Clockwork Orange,Seven Pounds,The Count of Monte Cristo,Equilibrium,Harsh Times,Rosemary’s Baby,The Social Network,The Thirteenth Floor,Amores Perros,American History X,Cidade de Deus,Inglourious Basterds,Spy Game,Ah Nerede,11:14,Cloverfield,Babel,City of Angels,Saw,The Hangover,The Mask,Identity,500 Days of Summer

Şu sıralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız bunlar neler olur?

Bu aralar almak istediklerim hep teknolojik.Bir adet Macbook Pro düşünüyorum ama zor bir ihtimal şu an.Masaüstü bilgisayarımı da yenilemem gerekiyor.Ipad alma vakti de geldi ayrıca.

Heh bir de yaza İspanya vizesi ile Barselona’ya uçak bileti lazım.

Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar? 3 tane.

1.Maroon 5 ft. Christina Aguilera – Moves Like Jagger
2.Lady Gaga – Marry the Night
3.Mizuki Nana – Wild Eyes (Özlemişim uzun süredir)


Bu konuda mimlenecek kimse kalmamıştır herhalde.İsteyen kendini mimlenmiş sayabilir:)



5 SORULUK MİM





Burada yine ofelya ve biricit tarafından mimlenmişim.5 tane soru geliyor karşıma,ben de cevaplıyorum.


1-Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve soundtrackinde hangi şarkılar yer alırdı?

İsim zor bir soru.Gerçek hayatta dolaşmaktansa kendi yarattığım hayal dünyasında olmayı sevdiğim için “Hayallerin Peşinde” olabilir mesela.Revolutionary Road filmini de bu isimle gösterime sokmuşlardı Türkiye’de.O filmle benzerlikler taşımıyor değil.

Soundtrack listesine bakarsak hem hareketli ve gaz,hem de duygusal şarkılar var:

Fort Minor – Remember the Name
Doves – The Man Who Told Everything
Uh Huh Her – Dreamer
Within Temptation – Aquarius
Within Temptation – What Have You Done ?
Philippe Sarde – Martini Dry
Safura – Drip Drop
Celldweller – Frozen
Evanescence – Whisper
Evanescence – Haunted

2-Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa, neyi ya da neleri değiştirirdiniz?

Kesinlikle mezun olduğum üniversiteyi ve bölümü değiştirirdim.Asla fen bölümü seçip mühendis olmazdım.Sosyal seçip Sinema ve Televizyon ya da Reklamcılık okurdum.Hep içimde kalacak.

3-Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi ya da sahneleri?

Bu soruyu sevdim.Hemen cevaplayalım.


The Prestige – Bu insanüstü filmin istisnasız her sahnesi.Hepsi ustaca hazırlanmış ve çekilmiş.

Schindler’s List – Filmin sonunda Oscar Schindler’in muhteşem ağlama ve isyan sahnesi.

The Dark Knight – Rachel’ın Joker’e tekme atmasının ve Joker’in ona “İçinde şiddet var.Bunu sevdim.” demesinin ardından Batman’in aniden arkadan çıkıp “O zaman bana aşık olacaksın” diyerek lafı koyduğu sahne.



Oldboy – Dae-su’nun Woo-jin’e yalvarıp kendi dilini kestiği sahne.

American Psycho – Patrick Bateman’in cinayet işledikten sonra yüzüne sıçramış kanla delirmiş gibi güldüğü sahne.

The Shining – Jack Nicholson’un banyo kapısını baltayla deldikten sonra başını delikten içeri sokup güldüğü sahne.

Troy – Achilles’i canlandıran Brad Pitt’in,kuzeninin öldüğünü anladığı andaki muhteşem oyunculuğu ve bu oyunculuğun bulunduğu sahne.

Fight Club – Edward Norton’un Brad Pitt’e minibüsün yanında ateş ettiği sahne ve bar dışındaki ilk kavga sahnesi.

The Godfather – Marlon Brando’nun konuştuğu her sahne.

Star Wars- Episode 5’de Luke düşmemek için tutunurken Darth Vader’ın elini uzatıp onu ikna etmeye çalıştığı sahne.Episode 1’deki Darth Maul,Obi-Wan ve Qui-Gon’un dövüş sahnesi.Episode 3’de Anakin ve Obi-Wan arasında geçen dövüş sonrası diyalog sahnesi.

Equilibrium – Ellerde silah varken yapılan tai-chi yakın dövüş sahnesi.Görülebilecek en güzel dövüş sahnesidir.

V For Vendetta – Filmin başında V’nin sadece “v” harflerinden oluşan kelimeler kullanarak kendini tanıttığı ve Natalie Portman ile dans ettiği sahneler.


4-Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiç kimse yok. Ne yaparsın?

İstanbul’da yaşıyorum ve burada en çok yapmak istediğim şey bir helikopterle tüm şehrin üzerinde süzülmek.Filmlerde arada sırada rastladığımız şahane manzaralı sahneleri bir de gerçek olarak tecrübe etmek isterdim.

5-Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler?

Başta Game of Thrones.Televizyonların gördüğü en kaliteli dizi.Yeni sezona bir ay kaldı.Heyecan içinde bekliyoruz.

True Blood – Hastasıyız.5. sezonu bekliyoruz.

One Tree Hill – Neredeyse birlikte büyüdüğüm dizi dokuzuncu ve son sezonuyla bu yıl noktalanıyor.Bir yıldız daha kayacak.Üzgünüz.

Gossip Girl – Takibe devam ettiklerimizden.

Spartacus – Andy Whitfield’ın ölümünden sonra eski tadı vermese de takip ediyorum.

Alcatraz – Beklediğimi bulamasam da başladım diye takip ediyorum.

Fringe – Artık bıraktım.

Kuzey Güney – İzlediğim tek Türk dizisi.Son derece başarılı.Çarşamba günleri iptalim.

Bununla ilgili birkaç kişiyi mimleyebilirim belki.




Mimlerimiz sona erdi.Hep beraber dağılabiliriz.

16 Şubat 2012 Perşembe

NEW YORK, NEW YORK




Ah New York ah.İç geçirip duruyorum bu şehir aklıma geldikçe.Her zaman hayallerimin sahnesi oldu.Hiç gitmeden bu kentin esiri olabiliyormuş insan.İçine çektikçe çekiyor,bunu her geçen gün daha güçlü hissediyorum.Ama uzaktan bakmaktan sıkıldım artık.İlk fırsatta pılımı pırtımı toplayıp yola çıkmayı kafama koydum.Şartlar uygunlaştığında oradayım.İnşallah tabi.

Bu şehrin beni en çok çeken tarafı hiç uyumuyor olması herhalde.Sürekli bir döngü ve hareket var.Yaşıyor derler ya,o laf New York için söylenmiş bence.Saat kaç olursa olsun inanılmaz bir sirkülasyon hakim sokaklarına.Geceye tapan bir insan olarak tam benlik bir yer üstelik.Işıl ışıl merdivenler gibi simsiyah göğe uzanan gökdelenleriyle bambaşka bir havaya bürünüyor New York geceleri.O ışıltının altındaki kalabalık sokaklarda dolaşmak insanı hiç olmadığı kadar canlı hissettiriyordur,buna eminim.Şehrin en tepesine çıkıp tüm o ışık havuzuna yukarıdan bakmak da ayrı bir rüya.Ayaklarınızın altında yaşayan bir kent olduğunu hissetmenin keyfini düşünemiyorum bile.Empire State üzerinden Manhattan’ı izlemek herkesin hayalidir.Gittiğimde benim de ilk yapacağım işlerden biri olacak.





Tabi gitmesi ayrı bir dert.Uçuk uçak bileti fiyatları,sevimsiz vize koşuşturmacası,işten alınacak belirsiz izin süresi ve zaman olmayışı gibi nedenler yüzünden bir şekilde zorlaşıyor iş.Kişiye en ağır gelen şey seyahatin maliyeti tabi bunların arasında.Ulaşım,konaklama ve gezme New York için bayağı pahalıya geliyor.Düzenlenen turlar bu seyahat adına en mantıklısı gibi gözüküyor şu an bana.Bir kaçını araştırdım,güzel programlar var.İşten yeterli izni alıp biraz para biriktirebilirsem seneye gitmeyi kafaya koydum.Umarım olur.

Manhattan,Brooklyn,Bronx,Queens,Empire State,Times Meydanı,Central Park.Kısacası her şeyiyle hayalimdeki yer New York.Orada yaşamayı çok isterdim.Avrupa hep onun gölgesinde kaldı benim için.New York’un havası hep başkaydı.Orada yaşayıp geri dönen insanlar genelde mutsuz.Bir şekilde tekrar bu rüya şehre dönmek istiyorlar.Ee boşuna demiyorlar “Dünya’nın Başkenti” diye,New York çok başka bir yer.Umarım ben de en yakın zamanda hayalimi gerçekleştirip sokaklarındaki yerimi alırım.Belki bir şey olur ve orada kalırım,kim bilir? :)


 

11 Şubat 2012 Cumartesi

MİM’Lİ HAREM !


Blogda mim olayı hoşuma gidiyor.Bu yüzden severek takip ettiğim poliganum’un beni mimlemesine kayıtsız kalamazdım.Konu çok keyifli ve eğlenceli.Erkekler beğendiği 10 kadının,kadınlar da vazgeçemediği 10 erkeğin ismini yazıp haremini kuruyor.Bu durumda bana da beğendiğim kadınlardan oluşan kendi mimli haremimi kurmak düşüyor.Bunca güzel kadının arasında seçim yapmak mümkün olmadığından sıralamayı gelişi güzel yaptım,sayıların bir önemi yok.Buyurun bakalım haremimizde kimler var.


1 - Angelina Jolie : Fazla bir şey söylemeye gerek yok zaten.Her şey ortada.Dünya üzerinde yaşayan en güzel kadın.Tartışmasız.

2 - Marion Cotillard : Muhteşem,olağanüstü,baş döndürücü.Bu kadını gördüğüm zaman aklıma aşk geliyor,baştan aşağıya aşk kokuyor.Zerafet,naiflik,gizem,şirinlik ve muhteşem bir gülümseme.Fransız kadınını simgeleyen en iyi örnek.Hep var olsun.

3 - Deborah Ann Woll : Fanatiği olduğum True Blood dizisinin kızıl vampiri.Olağanüstü bir varlık.Böyle bir şeyin dünya üzerinde nefes alıyor olması bile şahane.İnsan bu hatunun dizideki sahnelerini iple çekiyor.Vampirliğin en çok yakıştığı kadın.

4 – Rachel McAdams : Tatlılık ve sempatiklikten bir gün öleceğine inanıyorum.Bebek gibi.Koy karşına bütün gün gülsün,sen de onu seyret.Ufak tefek bir afet.

5 – Mila Kunis : Nasıl bir kadın çözemedim,olacak iş değil.Çok ama çok güzel.Yuva yıkacak cinsten.Black Swan ve Friends With Benefits ile geçtiğimiz yıla damgasını vurdu,vurmaya da devam edecek anlaşılan.Muhteşem gözler,şahane mimikler,baştan çıkarıcı tavırlar...Her şey mevcut.


6 – Penelope Cruz : İnsan olmayanlardan.Çok farklı bir tarzı var bu kadının.Rahatsız ve çatlak halleri mükemmel.Bence Johhny Depp’in kadın versiyonu.Depp’in nasıl anlaşılmaz bir çekiciliği varsa o çekicilikten bu kadında da var.Oyunculuğu zaten insan ötesi.Kendisi de en çok arzulanan kadınlardan.

7 – Sophia Bush : One Tree Hill dizisinin efsanelerinden.Bu kadına hayranlığım hiç geçmeyecek herhalde.9 sezondur izlediğim dizinin en mükemmel şeyi.Hem bu kadar sempatik,hem de seksi olmayı nasıl başarıyor anlamıyorum.Az kişi tarafından keşfedilmesi de onu özel kılıyor.Harika.

8 – Rhona Mitra : Afet demek hafif kalır.Kadınlığın olgunluğunu yansıtan bir yüz,keskin ötesi bakışlar,şahane bir fizik.36 yaşında belki de en güzel günlerini yaşıyor.Kadın denilince akla ilk gelenlerdendir benim için.Onun uğruna rezalet filmlerini az izlemedim.Dünyada etkileyemeyeceği bir erkek olamaz.

9 – Katy Perry : Listemdeki tek oyuncu olmayan başyapıt.Bu kadını her gördüğümde içim eriyor,gidiyor.Çok ama çok farklı bir havası var.Çılgın tavırları son derece çekici.Hem süper seksi hem de inanılmaz şeker.Koskocaman gözleri enfes.Fiziği zaten muhteşem.Herhalde tanrı daha önceki eseri olan Zooey Deschanel’i çok beğenmiş olacak ki Katy Perry olarak bir benzerini yaratmış,süper olmuş.Çok fazla can yakıyor.

10 – Monica Bellucci : İnsan ötesi İtalyan varlık.Kadının vücut bulmuş hali.Bir efsane.Bir kadın ancak bu kadar mükemmel olabilir.Her yaşında daha da kusursuzlaşıyor.Fazla söze gerek olmayanlardan.Angelina Jolie ile birlikte tüm dünyayı idare edebilirler.


Bir tek Eva Mendes dışarıda kaldı.Onu da yedekten sokarak ilk 11’i tamamlıyorum.

Şimdi de ben bazı yazarları mimleyeyeyim.Çoğu yazar mimlendiğinden listemiz dar:

Anci

Benden bu kadar.PisPapaz kaçar...

5 Şubat 2012 Pazar

TUMBLR SAYFAM AÇILDI !


Yabancı blog yazarı ağırlıklı tumblr'da uzun zamandır bir profil yaratmayı düşünüyordum ve iki gün öncesi itibariyle hesabımı açmış bulunuyorum."PisPapaz'ın Çayırı" isim hakkıyla yer aldığım tumblr'daki postlarım blogger hesabımda bulunanlardan daha farklı olacak.Film replikleri,söylenmiş güzel sözler,filmlerden fotoğraflar ve bazı videolar bulunacak sayfama anlaşıldığı gibi çok küçük postlar atacağım.Buradaki gibi uzun yazıları çok ama çok nadir yayınlayacağım.Atacağım postlar ingilizce ağırlıklı olacak.Beni tumblr'dan da takip etmek isterseniz sizleri aşağıdaki linkte bekliyor olacağım

Tiny Words by PisPapaz 

Unutmadan söyleyeyim.Buradaki yazılarıma da aynı hızla devam edeceğim,bir değişiklik yok yani.

2 Şubat 2012 Perşembe

KADINLARI ÇEKİCİ YAPAN DETAYLAR

Kadın başka bir varlık.Erkek gibi estetikten yoksun bir cinsin yanında ne kadar şık ve güzel durduğunu tartışmaya gerek yok.Kadınlar hayatlarımızda olmasalardı günler gerçekten çekilmez olurdu.Eksikliklerini düşünmek bile can sıkıcı.Biz erkekler kendimize toz kondurmayız.Her şeyi biz bilir,biz yönetiriz sözde.Ama kadınlar söz konusu oldu mu takır takır her dediklerini yaparız.Belki de en büyük zaafımızdır onlar.İşte ben bugün kadınlardaki hangi noktaların bu zaaflarımızı nüksettirdiğine değineceğim.Kadınlar zaten mükemmele yakın ancak bir erkek olarak aklıma gelen birkaç detayla onları nelerin daha seksi ve çekici yaptığını düşündüğümü paylaşmak istiyorum.










 1. Etek – Çizme / Şort – Çizme İkilisi : Feci derecede zaafımız olan ikililer.Belki de tüm detaylar arasında en başarılıları.Erkek soyunun devamı için bu saydığım ikililerin tedavülden kaldırılması gerekli,süpersonik bir etkisi var zira.Hatta çağımızın en büyük 3 icadının çizme-etek-şort üçlüsü olduğunu söyleyenleri bile gördüm.En dikkatinizi çekmeyen dişi bile bu ikililere sahip olduğunda kendine baya baya baktırıyor.Kadınlara çok fazla yakışmakta.Bizim de yüreğimizi sıkıştırmakta.


2. Gri Eşofman Altı : Bildim bileli çekiciliğinin gizemini çözemediğim bir detay.Bilinmeyen yürüyen cisim gibi sizi içine doğru çekmekte.Biz giydiğimizde hiçbir etkisi olmayan bu kıyafetin kadınların üzerinde neden bu kadar çekici durduğunu anlamak mümkün olmadı henüz.Yaptığım gözlemler sonucu tüm erkekler üzerinde aynı etkiyi bırakmakta olduğunu fark ettim.Siyah,beyaz,mavi,yeşil veya pembe değil.Sadece gri olanı.Bilim adamlarının bu büyük gizemi bir an önce çözmesini diliyorum.


3. Sigarayı Tutma Şekli : Sigara kullanmam ama sigarayı kadına yakıştıranlardanım.Hele o elle tutuş yok mu,işte o bambaşka.Kadınına göre bu tutuş değişiyor ama bazılarında son derece estetik duruyor.Kibar ve narin olanı da var,sert ve güçlü göstereni de.Siyah bir eldivenle desteklenirse iyice tadından yenmiyor.İçmesinler ama o sigarayı tutsunlar diyerek sağlık dolu bir mesaj da verelim.


4. Göz Makyajı : Göz bir insandaki özellikle bir kadındaki en önemli yerlerden biri.İtinayla yapılmış bir göz makyajı kadına adeta sınıf atlatıyor,bir anda havasını bambaşka bir yere taşıyabiliyor.Sırf bu makyaj yüzünden bir kadına bakış açınız bile değişebilmekte.Son derece önemli bir detay olduğunu düşünüyorum.Makyaj deyip geçmemek lazım.Dikkat edilirse bir erkeği çökertebilir.


5. Dövme : Dövmenin seksiliği ve çekiciliği konusunda sanırım herkes hemfikir.Erkekte de güzel duran bu dövme olayı kadında çekiciliği doruk noktasına taşıyor.Büyük değil küçük dövmeler her zaman çok daha etkili oluyor.Sırt,omuz,bel,karın ve ayak bilekleri favori noktalarım.Bence bu noktalardaki dövmeler kadınlara daha çok yakışıyor.Etrafımızda dövmesiz bir kadın görmek zaten iyice zorlaştı.Doğru yoldasınız.




6. Şapka : Yine kadınlara çok yakıştığını düşündüğüm bir detay.Özellikle uzun saçlı biriyse harika duruyor.Spor şapka veya şık bir elbiseyi tamamlayan tarz bir şapka,fark etmez.Hepsi son derece etkili.Spor şapka daha sevimli bir çekicilik sunarken,gece elbisesiyle kombine edilmiş olanı  kadının daha gösterişli görünmesini sağlıyor.Başarılı tercihlerden biri.


7. Dolgun Dudaklar : Dolgun dudak dendi mi akan sular durur.Kesinlikle tercih sebebi.Bazı kadınlar var ki konuşurken gözlerine değil dudaklarına bakarsınız.İşte bu detay onlar için gelsin.Güzel yüz hatlarıyla birleştiğinde gerçekten karşısında durulması zor.Öpmesiyse ayrı bir keyif.Bu yapıya sahip olmayanlar da üzülmemeli,dudakları daha dolgun göstermek için bir çok kozmetik ürünü de piyasada olduğundan sorun yok.Dolgun dudak forever diyelim biz.


8. Kemik Gözlük : Bu aralar iyice popüler olmaya başladı kemik gözlükler ve bundan hiç şikayetçi değiliz.Kadınlara çok yakışıyor.Onlara seksi bir hava katarken olgun da gösteriyor ki zaten bu kendi başına bir çekicilik örneği.Kadına aynı zamanda gizemli ve merak uyandıran bir sempati ekliyor.Farklı renkleri bulunabilen bu gözlükler için benim favorim kesinlikle siyah.


9. Koyu Renk Ten : Latin ve melez kadınlar her zaman çekici gelmiştir biz erkeklere.Bir koyu ten hastalığı vardır hepimizde.Bunun için de haklı sebeplerimiz var.Çoğu kadına gider koyu ten.Kendine çok baktırır,dikkat çeker.Özellikle gece elbisesi altında ışıl ışıl parlar.Bazıları bu tene doğuştan sahip olma şansını yakalamıştır ve diğer kadınlar tarafından kıskanılır bir bakıma.Doğuştan bu tene sahip olmayan kadınlarda bronzlaşma adına yapılan solaryum tercihini çok sevmem.Doğal yollarla kazanılan koyu ten daha çekici gelmekte bana.


10. Düz Fönlü Saç : Kabarık,dalgalı,toplu ve diğerleri.Hiç biri bir kadındaki düz saçın etkisini yaratamaz.Düz fönlü saç mıknatıs gibidir,mesafe ne olursa olsun erkeklerin ilgisini çeker.Erkeğin bir kadında ilk dikkat ettiği noktalardan biridir saç ve düz olanı son derece etkileyicidir.Rengin de önemi yok.Düz olması yeterli.Bir erkeği saçınızla etkileyecekseniz hiç düşünmeyin,fönü çektirin ve işi bitirin.



Bunun gibi daha bir çok detay var kadınları seksi ve çekici yapan ancak şu an aklıma gelenler bunlar.Kadın olmak zorsa erkek olmak daha zordur bu detaylar yüzünden.Çok canımızı yakarlar ve yakmaya devam edecekler.Ancak her şeyi bir kenara bırakın,bir kadında zeka yoksa onu hiç bir şey kurtaramaz.O durumda yukarıdakileri atın çöpe,beş para etmez.

24 Ocak 2012 Salı

İZMİR BURNUMDA TÜTER

2009’un Aralık ayıydı.Askerliğim nereye çıkacak diye beklediğim zamanlardı.Sonuçların belli olacağı gün bilgisayar ekranı başına çivilenmiştik ailece.Açıklanan sonuçla istikametim İzmir olmuştu.3. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’na düşmüştüm.İşte 5 buçuk ayımın geçeceği İzmir’le ilk adam gibi tanışmam o zaman oldu.


Küçükken Çeşme’siyle,Foça’sıyla çok haşır neşir olduğum bu şehrin merkezine hiç gitmemiştim.Teslim olacağım gün babamla bindiğimiz İzmir uçağı,Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkıp Adnan Menderes Havalimanı’na inmişti.Askerlik görevimi yapacağım alay havalimanına çok yakın olan Gaziemir’deydi ancak ben daha gitmeye hazır değildim.Son dakika teslim olmayı tercih etmiştim doğal olarak ve bunun için önümde yaklaşık 5 saatim vardı.Özgürlüğümün son saatlerinde şehri gezmek için kiraladığımız arabayla yola koyulduk.

İşte İzmir aşkım daha bu ilk dakikalarda başlamıştı.Yavaş yavaş şehrin kalbine inerken sanki içim rahatlamıştı,keyfim yerine gelmişti.En tepeden tüm İzmir’i ayaklarımın altında görebiliyordum.O nasıl büyülü bir manzaraydı öyle! Deniz kıyısında sanki bir mücevher duruyordu sakince.Güneşin ışıkları altında safir maviliğinde parıldıyordu.Hem gösterişli hem de çok duruydu.



Deniz seviyesine indiğimizde ilk olarak Konak karşıladı bizi.Sahil yolundan Alsancak’a doğru hareket etmeye başlamıştık.Ben gözlerimi çevreden alamıyordum.İstanbul’daki keşmekeşlikten ve kozmopolitlikten eser yoktu burada.Düzen her yere hakimdi.İzmir’de olduğumu bilmesem Avrupa’nın göbeğinde olduğumu sanırdım.Yollar güzel,binalar güzel,çevre güzel kısacası her şey güzeldi,harikaydı.O an dedim ki kendi kendime,”askerlik maskerlik ama ben doğru yerdeyim arkadaş”.

Sonra teslim olduk,yerimize alıştık falan filan derken ilk ayı bitirdik.4 hafta boyunca alaydan dışarı adım atamayan bizler,yemin töreniyle birlikte 2 buçuk günlük evci iznine kavuşacaktık.Törenin bitmesiyle hepimizi salıverdiler.İstanbul’dan gelen annem,babam,teyzemler ve kuzenimle özgürlüğün tadını çıkarmaya başlamıştım artık.Önce güzel bir öğlen yemeği,ardından Konak’taki otelimize varış.Biraz burada dinlendikten sonra İzmir’in ışıltılı gecesine doğru yol almaya başladık.Alsancak’ta güzel bir restoranda yemek yedikten sonra (şu an restorandın adını hatırlayamadım) kafeleri ve kalabalığıyla İstiklal Caddesi’ni andıran,meşhur Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden Kordon’a indik.Tek kelimeyle muhteşem bir manzaraydı.Yeni girilen yıl için hazırlanmış yılbaşı süslemeleri hala yerlerinde olduğundan gece bambaşka renklenmişti.O gece Kordon’da içtiğim nargilenin tadını hala başka yerde alamadığımı da söylemeliyim.İzmir gecesiyle de beni büyülemişti.Ayrılmak istemesek de tıpış tıpış alayın yolunu tutmuştuk yine.


Günler hatta aylar geçti.Çıktığımız çarşı izinleri sayesinde artık İzmir’in her noktasını ezberlemiştik.Çarşı dışında araç muhafızı olarak da gezmiştik her yeri neredeyse.Konak’ın Konak Pier’i,Karşıyaka’nın sahili,Kordon’un kafeleri,Balçova’nın Agora’sı,Alsancak’ın Kıbrıs Şehitleri Caddesi.Göztepe,Gaziemir,Bornova,Güzelyalı,Çiğli.Gitmediğimiz,girmediğimiz delik neredeyse kalmamıştı.Bir tek garnizon dışı diye Çeşme’ye gitmemiştim,o yememişti ancak oraya da giden arkadaşlarımız olmuştu.Yine de her yerini biliyordum artık bu şehrin.Ve ben bildikçe daha da alışıyordum bu güzelliğe.Dönüşü zor olacaktı,belliydi.

Nöbet yerlerimiz de sivildeydi bizim.Askeri lojmanlara gidiyorduk bu görev için.Lojmanların bir metre yanında Kız Meslek Lisesi vardı.Ne gırgır olurdu nöbetler.Kızlar teneffüs ziliyle camlara çıkıp bizleri gözlerlerdi.Kağıda numara yazıp camdan atanlar olurdu.Nöbet sırasında duvarın arkasındaki sokakta durup sohbet ederlerdi.O yüzden nöbetlerimiz son derece eğlenceli geçerdi.Ancak yeri geldiğinde de koyardı.Özellikle havalar ısınıp gençler özgürce İzmir sokaklarında dolaşırken,siz elinizde tüfekle o bahçeye hapistiniz.İzmir böyle de can acıtırdı.Başka yerde olsa belki bu kadar koymazdı ama bu güzel şehrin gecesinde özgür olamamak içimi yakardı.



Ve sonunda takvimler Mayıs 2010’u göstermişti.Büyüklerimizin dediği gibi sayılı gün çabuk geçmiş,askerlik bitmiş ve aşık olduğum şehirden ayrılma vakti gelmişti.Ben bu şehri askerken sevebilmiş,aşık olmuştum.O zaman anladım ki hakkında söylenen her şeyi hak etmişti.Şehir o gün beni göndermiş ama bir sevgili kazanmıştı.Ona olan tutkusunu hiç kaybetmeyecek bir sevgili.

Aradan iki sene geçti ve ben İzmir’e hiç dönmedim.Şu günlerde deli gibi burnumda tütüyor.Türkiye’de İstanbul dışında yaşayabileceğim tek yer orası ve ben bir gün orada yeni bir hikaye yazacağım,buna inanıyorum.İstanbul’dan sonraki ikinci evim ve aşkıma iki çift laf etmeden de yazımı bitiremeyeceğim.Ey güzeller güzeli şehir.Biraz daha sabret,en kısa zamanda yanında olacağım.Beni biraz ısıtacağın zaman,şimdi değil.Ve bu sefer geldiğimde ayaklarımda prangalar yerine ellerimde özgürlüğüm olacak.Sana söz,kavuşacağız.

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011’E VEDA EDERKEN

2012’ye girmeye saatler kaldı ve biz koskoca bir yılı daha deviriyoruz.Hayatımızdan bir sene daha kayıp gidiyor.Yeni heyecanlar ve beklentiler içersinde olacağımız 2012’ye ulaşmak için saatleri sayıyoruz.


Ülkemiz için çok talihsiz ve keyifsiz bir seneyi geride bırakmaktayız.Terör saldırıları,Van Depremi,şike operasyonu ve daha bir çok olay bizi bu seneden soğuttu.Ne tat aldık,ne tuz yaşadıklarımızdan.Tabi ki özel hayatlarımızda güzel şeyler olmuştur ancak ortak yaşadığımız bunca tatsız olay bizi etkilemedi dersek yalan söylemiş oluruz.Ben kendi adıma bu kötü senenin bir an önce bitmesini ve yerine çok daha güzelinin gelmesini istemekteyim.


2011’e veda ederken paylaştığım bu yazımda herkese güzel temenniler iletmek istiyorum.Hepimize yeni yılda sağlık,mutluluk,huzur,sevgi ve iyi kazançlar diliyorum.İnşallah her şey dilediğimiz gibi olur,düşlediğimiz her şey gerçekleşir.10’dan geri sayıma sadece saatler kala bu şahane gecede bol bol eğlenin,tüm dertlerinizi unutun.Yarın yeni yıla huzurlu ve mutlu uyanın.

Yeni senede,yine burada yazılarımla görüşmek dileğiyle herkese iyi seneler:)