aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2012 Perşembe

13. CUMA VE AŞK YOLCULUĞU




Hurafelere ve batıl inançlara bayılan bir milletiz.Acayip hoşumuza gidiyor böyle şeylere inanmak.Gece rüya anlatılmaz,sakız çiğnenmez,tırnak kesilmez.Dolap kapakları açık bırakılmaz,şeytan girer.Merdiven altından geçilmez,kara kedi görülürse saç tutulur vs..13. Cuma da böyle bir şey işte,yabancı kökenli bir batıl inanç.Neymiş efendim, uğursuz günmüş.Haydi oradan,halt etmişler.Benim için 13. Cuma gayet şahane bir gün artık.Uğursuzluğunu geç, o kadar uğurlu geldi ki.Belki de yaşayacağım en harika şeyin başlangıcı olacak.13’lere,Cuma’lara bakış açım artık çok farklı.Heyecan,mutluluk ve belki de inanmadığım aşkın simgesi olmaya aday benim için.

Ne yalan söyleyeyim,benim de hoşuma giderdi bu 13. Cuma olayı.Garip bir heyecan olurdu o gün.Herkes bundan bahseder ,”oğlum başımıza ne gelecek acaba” diyerek eğlenceli dakikalar geçirirdi.Yaşanan her olay bu uğursuz güne bağlanırdı.Saçma sapandı belki ama eğlence çıkıyordu millete işte.

Artık bu düşünceler benim için geride kaldı.Bundan sonra Cuma günü ne zaman ayın 13’üne denk gelse farklı şeyler hissedeceğim.Uzun süre sonra birini sevmeye başladım çünkü.İçim içime sığmıyor,aklım yerinde durmuyor.Her şeyin başlangıcı işte bu uğursuz denilen gün oldu ya,işin tadı ayrı bir arttı.Güzel bir başlangıcın yanında, yaşanan şeyin bir anısı da olacak hep.Bu insana çok güzel hissettiriyor.Belki de geleceğimi etkileyecek,hissetmediklerimi hissettirecek,yapmadıklarımı yaptıracak duyguların temeli o gün atılmış oldu.Keyfini anlatamam.

Sözün özü seviyorum blogum.Özlediğim duygulara sahibim ve hepsi bu uğursuz 13. Cuma’da gerçekleşti.Yabancı dostlarımız kusura bakmasınlar ama ben bu tabuyu yıktım artık.Bu günün uğursuz bir gün olmadığını net bir şekilde gösterdim,en azından kendime.Bundan sonra uğursuzlukmuş,oymuş,buymuş vız gelir,tırıs gider benim için.13 sayısıyla yaşamayı öğrenmeye başlayacağım.Ayrıca herkes için kendimi de feda ediyorum bir yandan.İnsanlık adına bir test gibi görün bunu.Bu kadar 13’ün içinde yaşayacak biri olarak bana bir şey olmazsa kimseye olmaz:) Bekleyip göreceğiz.

Hala bu güne uğursuz mu diyorlar ? Haydi oradan be.

12 Şubat 2012 Pazar

AŞK BALONU

Neden geldin çocuk? Ayakların yerden kesilsin istedin değil mi? Muhteşem tatların içinde kaybolmak,mutluluktan uçarak gökyüzündeki bulutlara karışmaktı niyetin.Başka hiç bir şeyin önemi olmadan,sadece ve sadece onu düşünmek.Sen gözlerin kararsın istedin.Mantıksızca,son gününmüş gibi her saniyesini ona adamak.Aşk istedin sen,onun gerçekliğine inanmak istedin.

İnanma çocuk.Öyle bir şey yok çünkü.Seni kandırıyorlar,tatlı diye şekerle aldatılan çocuklar gibi.Sen onlara aldırma.Aldanma.

Aşk senin o sevdiğin pastanın kremasıdır çocuk.Aldatmak,kandırmak için ilk adımdır.En üst tarafı kaplar,gözünü boyar,hoştur.Ondan başlarsın yemeye keyifle.Tatlı mı tatlıdır,yumuşacıktır.Doyamazsın tadına.Onun gibisini hiç tatmamışsındır.Ama hep kandırır seni.İki parmak aldın mı bitiverir.Altından çıkan pastanın ta kendisidir.Eğer sen kremanın altındaki o pastayı iyi yapamamışsan,tarifsiz keyfin senin için bitmiş demektir.Aşk da böyledir işte.Gün gelir biter,bitecektir,bitmeye mahkumdur.Ve o gün geldiğinde hiç düşünmeden övdüğün aşkın altını sevgiyle dolduramadıysan,kremayla kendini kandırmışsan tuz buz olursun.Olma,yapma çocuk.

Aşk bir halüsinasyondur çocuk.Gördüğünü,yaşadığını sanarsın onu.Gerçeği örtbas edendir.O ilk günler hep güzeldir değil mi? Sanki dünya sadece seninle ona döner.Hiç bir şeyi umursamazsın.Herkese karşı gelir,onu savunursun.Yemez,içmez,onu görmek için bin bir yollar yaratırsın.O varken sadece gülersin.Yokken huysuzlaşırsın.Ama o güvendiğin heyecan bir yere kadardır.Uçup yok olduğunda ortada kalırsın.Çırılçıplak hissedersin kendini,bomboş.Çünkü sevmemişsindir çocuk.Asıl gerçek duygu olan sevgiyi hissetmemiş,bir balonun peşinden gitmişsindir.Sen de suçlu değilsindir ki.Kimse sana söylememiştir bunu.

Aşk hep kalır mı sandın çocuk? Bunca yıl süren evlilikleri,ilişkileri,mutlulukları o mu sürdürdü zannettin? Bunları başaran sadece sevgidir çocuk.Asıl kutsal olan odur.Sevmek,saygı duymaktır mesele.Evleri kuran,bebekleri büyüten,akşam yuvana gelmeni sağlayan,ele ele tutuşturan,düştüğünde kaldıran...Bunları yapan hiç bir zaman aşk olmamıştır çocuk.O yaramaz olandır,nankördür.İşi bitince terk edendir.Zaman geçince anlarsın gösterişli ama içi bomboş olduğunu.Çok geç olur bazen ama anlarsın.Sevginin büyüklüğünü.

Aşk senin o uçan balonlarına benzer çocuk.Rengarenk ve cıvıl cıvıl.Sevimli ama içi boş.Kayıp gökyüzüne gittiğinde sana bomboş ve hüzünlü eller bırakır.Arkasından ağlarsın,dövünürsün çünkü hiç uçup gideceği anı düşünüp hazırlamamışsındır kendini.Sadece ellerindeki dakikaların tadını çıkarmışsındır.Aşk balonunun tuzağına düşen bir kurban olduğunla kalırsın.Yukarılarda bir yerlerde patladığında sana gökyüzünden boşluk ve hayal kırıklığı düşer,biteviye yalnızlığıyla.

Aşk her zaman “ben sana demiştim”lerle biten bir oyundur sadece.

Sevgiyi aşka tercih et.Huzuru,tutkuya.

Eğer mutlu olmak istiyorsan ruhunla sev çocuk.Sadece ve ömür boyu sev.Sapmadan ve gerçekten...

18 Kasım 2011 Cuma

HAYAL KIRIKLIKLARI KAVANOZU

Dünyadaki en yüksek yer neresiyse orası senindir.Usulca uçurumun kenarına çıkarsın.Hafif hafif esen rüzgar saçlarını dağıtır.Öyle güzel eser ki ferahlarsın,için bir hoş olur,gülümsersin.Ufak ufak okşar tenini,hiç kimsenin dokunmadığı gibi.Gözlerin eşsiz manzaraya bakar.Böyle bir şeyi daha önce hiç görmemişsindir.Yukarıda eşsiz gökyüzü,aşağıda uçsuz bucaksız bir arazi ve hayallerin kadar derin bir deniz...Her yerin hakimisindir.Tüm doğa adeta ona hükmetmeni bekler gibi önünde diz çökmüştür.Gözlerini kaparsın.Sanki masalsı bir ses kulağına büyüleyici ezgiler mırıldanır.Kendini boşluğa bırakıp süzülmek istersin.Bir kuş misali sana tatlı tatlı dokunan havada uçmayı hayal edersin,sanki artık hükmetmeye başlamış gibi.Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.Hayatının hiç bir anında bir kuş olup uçamayacaksındır.Hayal kırıklığı böyle bir şeydir işte.Hiç bir zaman o yumuşak havayı kanatlarının altında hissedemeyeceğini öğrendiğin an gibi.Artık uçmak değil düşmek istersin.

Hayal kırıklıklarından kaçış yoktur önceleri.Yemek yemez,su içmezsin.Kaçmak,hiç var olmamak istersin.Farklı hikayeler yazarsın kendine.Değişik çehreler edinirsin.Aynaya bakamazsın.Bakmaya çalıştığın zaman da kendini görmezsin.O sen değilsindir,o seni istemezsin.Ne yaparsan yap o his hiç bir yere gitmez.Hayal kırıklıkları kavanozuna bir üye daha eklersin.

Zaman ilerledikçe kurtuldum sanırsın.Gülümsersin herkese.Maskeler takarsın,kimse içini anlamasın diye.Sadece kendini kandırırsın aslında.Bir gün bir kıvılcım tekrar hatırlatır sana her şeyi.Miden şöyle bir yanar,kan basıncın düşer.Apar topar kalkıp adım atarsın hızlı hızlı.Birer birer şuursuzca çekmeceleri dökersin.Dolaplar,bazalar,sandıklar…Ne varsa.Bir şeyler ararsın geçmişten.Ne bileyim sana verdiği bir hediye,o zamanlara ait yazılar falan gibi işte.Niye bulmak istiyorsan.Bulunca ne yapacağını bilmediğin şeyler ararsın öylece.Sonunda elinde bir tutam saç teli,eskiden çekilmiş bir kaç fotoğraf ve yarısı sıkılmış bir diş macunundan başka bir şey kalmadığını anlarsın.Yani yine hayal kırıklıklarıdır arta kalanlar.Nereden hatırlayacaksın ki,gittiğinde her şeyi almıştı zaten.Sadece sana sen hatırla diye ufacık kırıntılar bırakmıştı.Hatırla ki hiç aklından çıkmasın.Hatırla ki içindeki ızdırap ateşi sönmesin.Sırtını duvara dayayıp başka bir duvara bakarken bulursun kendini saatler sonra.O his geri gelmiştir işte.Hayallerin yine kırılmıştır.

Uyumak istersin günler çabuk bitsin diye,uyuyamazsın.
Uğraşlar bulmaya çalışırsın düşünmeyeyim diye,konsantre olamazsın.
Ne kaldıysa yakmak,kırıp dökmek istersin yok olsun diye,asla kıyamazsın.
Hayal kırıklıkları kavanozu ile baş başa kalmışsındır artık.O sana bakar,sen ona…

Aradan aylar geçer.Belki yıllar.Zor ve ağır zamanlar bir şekilde geride kalmıştır.Hayatın artık aynı değildir.Seninle birlikte değişmiştir.Hafızana değişik yüzler kazınmıştır.Farklı karakterler girmiştir hayat hikayene.Bazıları figüran,bazıları baş rol olmuştur.Unutmuşsundur o eski boğucu günleri.Başka bir tat,başka bir renk gelmiştir hayatına.Unutmuşsundur dedim ya,o kadar da unutmamışsındır.Arada bir böyle aklına gelir,sana uzaktan el sallar.Bir tebessüm oturur yüzüne,eskiden tanıdığın bir dostu hatırladığında yaptığın gibi.Böyle anlar artık sana acıyı değil,güzel ve sıcak bir anının yumuşaklığını hissettirir.Anlarsın ki boşalan kavanozu doldurmanın vakti gelmiştir.Ellerini cebine sokar,kavanozu çıkarırsın.Bu döngüyü sana tekrar yaşatacak yeni hayal kırıklıklarına doğru yelken açarsın…